Söze ne gerek; görüntü anlatıyor..

İlk izlediğimde görüntüyü, kendimi tuhaf hissettim. Çok fazla söze gerek yoktu; çünkü görüntü kendini anlatıyordu. Verdiği mesaj, insanlığımızı sorguluyordu. UNICEF’in ‘Sosyal Deneyi’nden bahsediyorum…

Soru basit: Altı yaşındaki bir çocuğu tek başına kamusal bir yerde görürsen ne yapardın?..

Bir kişiye karşı verilen iki farklı, fakat aralarında korkunç uçurum bulunan, davranış.. Bu kişi bir de 6 yaşındaki bir çocuk olunca, işin rengi daha da değişiyor.

Davranış farklılığının sebebi ise giyim ve kuşamı. Hani şu günümüz dünyasının en büyük hastalığı. Hemen hemen hepimizde olan, ama bir türlü kurtulamadığımız virüslü bir hastalık..

Dışı süs, içi pis…

Birinci görüntüde çok güzel giyimli ve bakımlı bir çocuk.. Herkes yanına koşuyor, yakinen ilgilenmek istiyor. Yardımcı olmak için adeta çırpınıyor.

İkinci görüntüde bakımsız, pis, pasaklı bir çocuk.. Gören hemen yanından uzaklaşıyor. İlgilenmek bir yana uzaklaştırmanın, kaybolmanın derdinde.

Anano adlı çocuk, çekim sırasında bu iki farklı davranışı görünce dayanamıyor ve gözyaşlarına boğuluyor. Çekimleri bırakıp kaçıyor. Görüntüde izlediğiniz Anano, şunları söylüyor: “Çünkü yüzüm kurumuştu ve elbiselerim kirli. Bu beni üzdü. Hepsi de gitmemi söylüyorlardı.” 

Sözü uzatma niyetinde değilim. Görüntüyü izleyince ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Hatta belki yüreğiniz benim gibi biraz burkulacak. Kendinizi sorgulayacaksınız..

UNICEF’in ‘Sosyal Deneyi’nin mesajı: Her gün bir yere itilen milyonlarca çocuk için bunun nasıl bir şey olduğunu düşünün!..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir