Son Veda

Hayat, herşeye rağmen yaşanacak kadar güzelken ne yazık ki hergün bir sayfa kopar takvimimizden… Düşünürsün gelenleri ve kaybettiklerini..
Öncesini ve sonrasını ve de sonsuzluğu..
Bazen, taşırsın dünyanın en ağır yükünü yüreğinin en ıssız köşesinde ah diye, bazen avucunda sandığını rüzgar alır götürür erisemiyecegin tepelere…
Mutluluk bu acıyla sır gibi, belki de kurtuldum diye!..
Bazen; değişirsin nefreti tanıdığın tüm sevgilere, sahtesi olan diye!..
Son pişmanlık faydasız, veda ederken birileri, sen artık ruhsun dolunay şahitliginde..! Ardından anılar gider birer birer.. Yaprakları dökülmüş yalnız bir ağaç gibi kalırsın çaresiz, gerçekler beyhude..
Bu yüzden; gözyaşlarına gerek yok, bir elveda tanıtır ayrılığın adını. Yeniden buluşmak üzere o an ilk celse biter ve tutuşturur ayrılık acısını…

Son Veda
(Habersiz Saatler)

Dört bir yana salınan masum bulutlar
Bir hazan akşamı;
Sularla uyurken düşüncelerim
Geçerken her gün başka mevsimlerden
iklimlerden
Ay ışığını görmek için.
Kafesleri kapanmış çamurlu sokaklarda
Beklerken,
Ufkuma çarptınız habersiz saatlerde
Durup dururken..

El üstünde tutup, ellerimi kirletmeden
Bir damla kinle en soylu varlığı silmeden!
Vuruşmak için öfkelenmeyi beklerken;
Yıllar geçti sinsice sezdirmeden.
Dünyaya yük değilse tasam
Kum saatine akıyorsa zaman
Hayaller gömülüyorsa her gün sığ bir göle
Yanıyorsak aynı çemberde bir gece aleviyle,
Artık ruhum üşüyor
Hiç bahar gelmeyecek diye..

Sürüldük karaya şimdi, denizlerden de
Çöl ortasında bir tümsek bizi bekleyen
Gönüller bir saadet yuvası olmuşken!
Zaman zulmetmez mi hatıralara?
İşte bu yüzden;
Veda, sevginin en yüksek emeline
İşkence ateşlerinin, kükürtlü alevleri içinde
Duraksız mutluluklar
Ve yanan kuleler bıraktık,
Sevginin bittiği yerde.

Veda, boşuna bekleyen dostça bakışa
Aşinayım göğsüme çarpan yıllara
Veda, hayatın tacına
Çaresiz, sararıp düşen yapraklara
Zehir saçan sağanaklara..
Veda sığındığım duygulara
Rotasız uçuşlara.

Veda, şişirilmiş yelkenlere
Kaskatı kesilen düşüncelere,
Zırh giymiş yüreklere…
Veda, dostlara han olan ebediyete
Siyah tual üzerinde efkar olan ahenge!
Azığı hicran, katığı gam olan sebebe!

Veda, tüllere sarılmış yıldızlı gecelere
Son veda; habersiz saatlere…

Alaattin Akyüz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir