Ne zaman geleceksin Ya Resulallah?..

On dört asır evvel, yine böyle bir geceydi,
Kumdan, ayın ondördü, bir öksüz çıkıverdi!
Lakin, o ne hüsrandı ki: Hissetmedi gözler,
Kaç bin senedir halbuki bekleşmedelerdi!
Neden görecekler, göremezlerdi tabii;
Bir kere, zuhur ettiği çöl en sapa yerdi,
Bir kerede, mamure-I dünya, o zamanlar,
Buhranlar içindeydi, bu günden de beterdi.
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!
Fevza bütün afakını sarmıştı zeminin.
Salgındı, bugün şarkı yıkan, tefrika derdi.
Derken, büyümüş kırkına gelmişti ki öksüz,
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!
Bir nefhada insanlığı kurtardı o ma’sum,
Bir hamlede kayserleri, kisraları serdi!
Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı dirildi;
Zulmün ki, zeval aklına gelmezdi geberdi!
Alemlere rahmetti evet şer-i mübini,
Şehbalini adl isteyenin yurduna gerdi.
Dünya neye sahipse, O’nun vergisidir hep;
Medyun ona cemiyyet-i, medyun O’na ferdi.
Medyundur o masuma bütün bir beşeriyet
Ya Rab, bizi mahşerde bu ikrar ile haşret.

Mehmet Akif Ersoy

 

Günler ateş içinde yanarken, yıllardır seni ararken; biz garip kaldık Ya Resulallah. Hiçbir şeyin eski tadı kalmadı.
Baykuşlar bayram yapar oldu. Yağmur, bağrı yanan toprağa düşmez oldu. Dünya afakanı yaşarken, hayatlar karalara büründü.

Ya Resulallah, sen gideli yüreklerimiz gurbette kaldı. Her doğan güneşin sabahında, sensiz aydınlanamaz olduk. Ufuklar karanlık, sabahlar şafaksız…

Bilmez misinki ya Resulallah, biz sensiz yaşayamayız. Aradan asırlar geçti, fakat bizim yüreğimizdeki yanan ateş sönmedi. Mevsimlerin tonu değişti. Baharlara hasret kaldık, kışları yaşar olduk.

Şimdilerde senin gelmenle birlikte yaşayacağımız bayramı bekliyoruz…

Gel ki bitsin bu hasret,
gel ki bitsin bu gurbet,
gel ki sönsün gönlümüzdeki ateş,
gel ki dünyayı yeniden sarsın huzur,
gel ki güller bayram etsin…

Gel Ya Resulallah!..

Sisli, bulutlu ve yağmurlu havaların ardından doğan güneş gibi doğ gönlümüze. Güneşin yeryüzünü ısıttığı bir vakitte, sen de yüreklerimizi ısıt. Kış mevsiminde eksi 30 derecede kalan birisinin, sıcak bir yuva bulduğu vakit sevindiği gibi bizleri sıcacık huzuruna alarak sevindir Ya Resulallah!

Gel Ya Resulallah!..

Gecenin sessizliğini bozan Ezan-ı Muhammedilerin okunduğu vakit kapımızı çal. Uyandır bizi ya Resulallah, yıllardır derinlerine daldığımız uykularımızdan. Tan yerinin ağardığı vakit, evlerimizin konuğu ol. Evlerimizde yanan ateşi söndür Ya Resulallah…

Gel Ya Resulallah!..

Geceleri gördüğümüz karanlık rüyalarımızı aydınlatmak için gel. Kâbus gibi geçirdiğimiz günleri unutmamız için gel! Gel Ya Resulallah, rüyalarımız nur dolsun!..

Gel Ya Resulallah!..

Allah’ın huzuruna vardığın vakit, kalabileceğin söylendi. Ama Ya Resulallah sen, “Ümmetim ümmetim” deyip alnını secdeden kaldırmadın.
Senin gelmen için gözyaşlarımızın bir gece vakti secdeye düştüğü vakit gel. Senin olmadığın meclislerde dolaşırken, bizleri meclisine almak için gel.

Gel Ya Resulallah!..

Yetimlerin başını okşarken Ya Resulallah, sen de yetim kalan başımızı okşamak için gel. Konuşmalarımızda senin ismini unutur olduk; sevgisiz kalan kalplerimize yeniden merhamet tohumlarını ekmek için gel.

Gel Ya Resulallah!..

Yangın yerine dönen İslam coğrafyasının gözyaşları, kanlarıyla sulanıyor. Beyaz gelinliklerin kanlarla süslenmemesi için gel Ya Resulallah. Bizleri ‘yıldızlar gibidir’ dediğin ashabın yoluna emanet etmiştin. Fakat biz yıldızlarımızı kaybettik. Kaybettiklerimizin farkına varmamız için gel.

Gel Ya Resulallah!..

Benim sana gel demeye yüzüm dahi yoktur. Saplanmışım bir çamur deryasına, nuruna doğru yüzmeye çalışıyorum. Her anı bir fırsat bilip, şu kararmış kalbimle seslenmeye çalışıyorum. Belki bir gün feryatlarımı duyururum ümidiyle yanıyorum.

Hiç beklemediğim bir anda karşıma çıkabileceğinin hülyasıyla yatıp kalkıyorum. Yüzüm kararmış olsa da, gayri gidecek başka kapım da yoktur. Şefaatine mahzar olmanın hayalini kuruyorum.

Bir ümittir deyip sana sesleniyorum:
Ne zaman geleceksin Ya Resulallah?..

Emrullah Bayrak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir