Muhasebe

İnsan geçmişe dönebilseydi, herhalde hatalarının telafisi için çalışırdı. Günlük hayatta o kadar çok yanlışa düşüyoruz ki ömrümüz hatalar zincirine bağlanıyor.

Siz hiç geçmişe yolculuk yaptınız mı?..

Şöyle bir düşünün!..

İnsan ömrü ülkemizde, üç aşağı beş yukarı 60 ile 70 yaş sınırı arasında.. 70 yıllık ömür boyunca, iyisiyle kötüsüyle bir hayat sürdürüyoruz. Pişmanlıklarımız, mutluluklarımız, üzüntülerimiz ve sayamadığım nice duygular..

Geçmiştekiler de bu duyguları yaşadılar, bizler de yaşıyoruz. Değişim devam ediyor, fakat insanın değişimi bir türlü gerçekleşmiyor. Telafisi bir ömür yapılamayan hatalar.

Sonrası..

Sonrası; malumunuz.. ihtiyarlar gençlere tecrübelerini anlatıyor. Gençler aynı hatalara düşmeden anlamak istemiyor. Bu nedenledir ki atalarımız insanın şifresini çözmüş ve şu tarihe geçen sözü sarf etmiş:

Bir musibet bin nasihatten iyidir..

Musibeti yaşamadan, nasihatlerle hayattan dersler çıkaramıyoruz. Siz buna, ‘insan fıtratından kaynaklanıyor’ diyebilirsiniz.

Bu ifade, kolaycılığa kaçmaktan öte bir şey değil. Şayet bu fıtrat olsaydı, insan yaptığı hatalardan dolayı pişmanlık duymazdı.

Bir televizyon filminde, küçük yaşta okuduğu okuldan alınan bir çocuğun yaşlandığı vakit sürdürdüğü hayat tarzını izlemiştim. Okuldan babası tarafından alınışı, onu derinden sarsmış ve babasına karşı düşmanlık hislerini uyandırmıştı. Öte yandan çocuğunu okuldan istemeden alan babasının yaşadıklarını hiç bilememişti.

Bu çocuk yaşlanınca çevresiyle uyum sorunu yaşayan, başkalarının malını çalan, merhametten uzak biri olup çıkmıştı. Fakat çevresindeki insanlar yine de ona sevgi besliyorlardı. Oysa o, herkesi kendisine düşman biliyordu. Bu yaşlı adam yaptıklarını babasının kendisine söylediği bir sözle özetliyordu.

“Dünya kolay yaşanılacak bir yer değil.”

Bu yaşlı adam, hiç sevmediği bir Noel arifesinin gecesi geçmişiyle yüzleştiriliyor. Gece rüyasında ömrü boyunca yaşadıkları gösteriliyor ve kendisine düşman diye nitelendirdiği insanların hakkındaki söylediği güzel sözler duyuruluyor.

Yaptığı hırsızlıklar, karısının kendisini neden terk ettiği, babasının çocuğunu okuldan aldıktan sonra yaşadığı duyguları, kendisinin ticarette yapmış olduğu sahtekârlığı…

Bir nevi ölmeden önce hayat muhasebesi yaptırılıyor. Fakat yaşlı adam, ısrarla yaptıkları yanlışların doğruluğunu savunuyor ve kendini haklı çıkarmaya çalışıyordu. Buna karşın öyle bir an geldi ki artık yaşlı adam yaptıklarının iyi bir şey olmadığını kabul etti.

Hatta bağırarak, “Yeter artık, yaptıklarımı düzelteceğim. Bundan böyle değişeceğim.” diye feryat etti.

Zaten hayatta bir film değil mi?..

Herkes filmdeki bu yaşlı adam kadar şanslı olmayabilir. Bu sebeple başkaları bizlerin hayatının muhasebesini yaptırmadan, bizler kendi hayatımızın muhasebesini yapmalıyız. İyisiyle, kötüsüyle sürdürdüğümüz bir ömrün, hangi noktaya geldiğini görmeliyiz.

Aksi halde, hatalar hataları takip edecek..

Emrullah Bayrak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir