Mahallebaşı Eskicileri..

Balkondaki çiçek sehpası artık daha güzel görünüyor. Çiçekler içeride ama onun üzerinde başka çiçekler açıyor! Kısmetlerini almaya gelmiş serçeler, kumrular ve yalnız kalmış mahzun bir kumru..

Şimdilerde her sabah bu tabloyu sıcak iklimlerde konaklamanın rahatlığı içinde keyifle seyrederken; soğuk iklimlerdeki bir camdan yaşanmışlığın hüzünlü anısıyla başbaşa kalmak..

Eskimeyen tarih, 1986 kışını getirir.

Karda yürümek zordur, düşecek gibi olursun, ayağını yerden kesmezsen doğrulursun hayat gibi.. Rızık kapısı hep açıktır, kollayıp koşturana. Sen de ekmek kapının kilidini açmak için bir sabah anahtarını alır, iyice eğilirsin kepenklerin altına ve nefesinle ısıtırsın onu sıkça soluklanarak..

Donarak yapışan eldivenini kurtarıp hızla yukarıya itersin kepenkleri ve onlar farklı bir musiki eşliğinde yukarı fırlar; en yüksek perdeden ilan ederler durdukları yeri bildiklerini! Bereketli bir gün duası içeride şimdi. Nar gibi kızarmış şu yuvarlak soba üzerindeki demlikten fışkıran ıhlamur gece, konaklayıp artık dans ederek veda eden camlardaki buzlar..

Ve işte gözbebeklerinizi damla yemişçesine büyüten o hazin tablo: Çoğunluğu kadın ve kucaklarında bezlere sarılı çocuklarıyla torbalarından çıkardıkları sahiplerinin artık kullanmadıkları toplama giysiler..

Satmak için oturdukları yer, buzlar üzerine konulmuş karton parçaları ve ısınmak için arada bir yaktıkları karton parçaları ve de sabırla beklerken sarılıp içip, içlerini ısıttıkları kaç bardak çayları..

İşte bir ekmek kapısı alıcısı mı var elbet!.. Burası caiz tabirle doyduğum yer Şahinler diyarı Gaziantep; orası doğduğum yer Dadaşlar diyarı Erzurum ..

Mahallebaşındaki bir helal lokma gibi yaşanmışlıklar var orada, burada ve her yerde.. Bu selam, gönül bahçemin en güzel köşesinden geldi sizlere…

Mahallebaşı Eskicileri

Anlamak çok zor gerçekten,
Karşı meydanda satan eskicileri.
Yoksul, zavallı, muhtaç halinizle,
Sızlatırsınız geçen yürekleri.

Soba başında bizler titrerken,
Camdan seyrettik acıklı halinizi.
Kışın ayazı, karı ve tipisi ile,
Savaşarak geçirdiniz günleri.

Birkaç parça satarım diye beklerken,
Fiyat soranlar sizi avuttu.
Göz ucu ile bakanlar geçip gitti,
Soluk bir güneş dahi size ümitti.

Gelecek baharı gözlerken,
Gözlerden ümitsizlik ve elem silindi.
Doğrusu, hüzünlü bir hakikatti,
Mahallebaşı eskicileri. (08.03.1986)

Alaattin Akyüz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir