kayıplar ve çocukluklar

Beklemekten daha çocuk kimse yok
Anladım kayıplar gece olmadan bulunmuyor
Bir şehir var, zalimce uğulduyor dışarıda
Gezmelere çıkıyor ağaçlar sık sık
İçerisi yazık dolu bir tepe, inişi zor
Üstelik ne yaşamışsak geride her ne bırakmışsak
Güz ayları ve uçuşan yazlardan yapılmş
Öyle küçük ki kalbi hiç sesi duyulmuyor
Aşka kendi sokağından başka çocuk yok
En diri sapağında seslere meftunluğun
İnmek zor bir senfoniden didişen ağızlara

Güne yağmurdan başka pencere yok
Perdelere gerek yok hayat geceyken bunca
Açılsa içimiz bir bulutla açılırdı
Biz olurduk yine, ikimiz, ikiden bir fazlası
Bir deniz tutması gibi çalkantılı aklımızla
Kalbin yalnızlığın gölgesinden yontulmuş aynasında
Güzeldik, ölmeseydik keşke bunca güzelken
Geniş bozkırlar açmasaydı yüzümüzde bir tanrı
Bir çocuk fazla yaşlı, durmasaydı içimizde
Anlatırdı balçığa gördüğü düşü belki
Taşların yurdunda uyumuş olan sancı

Aşka düzlerin yokuşundan başka çıkış yok
Dönüş yok dikenlerin ağulu bağçe’sinden
İfadeyi göğe açan boşluklu yolculukta
Ey zamanın sonsuzluğu aşındıran fısıltıları!
Kendine yet ama yetim kal, hiçbir itirafa yanaşma
Diyen mühürlü ağız hayat sarnıcındaki
Yaza dağdan daha soğuk kimse yok
Dili ılık bir nisana çalan kış güneşinden
Sabah ayazından bulut sıcağına aksi halde
Kim akabilir kolayca damlatan musluklardan
Kalbi gizli sevdaların çağlayanına tutunmuşken?

Hüseyin Köse
“taşlara düğüm” adlı şiir kitabından.. 

kayıplar ve çocuklar - demlicay.net
kayıplar ve çocukluklar – demlicay.net

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir