her rengin birincisi

Sen o çok çabuk kirlenen rengin birincisi olma
Yasa boğma sokağı diri tutamasan da gölgeni

Nemliyse namludur gözlerin mecazları çoğaltma
Hangi dağa kin tutsan kil sustuğun bütün sözler
Rüzgarın vakitlice sıyırdığı bir ceket üzerinden
Konuşuyormuş gibi yapma, susma, tutma, avutma
Sahipsiz yanımıza iyi gelen boşluğu
Omuz demek baba kelebeğine bu sühuletler
Sevgilim, sen o çok çabuk düşlenen sabahların kuşluğu olma
Bulutlar ki içinden geçer insanın dışında gri çatılar varsa
Kovulur sevilmemiş kızların mevsiminden
Kokusu açlığına denk gelse bir çiçeğin

Sevgilim, kendini yaratır herkes başkası durağında
Kötü sevmelerin artığı bir yerde durma
Kalın kara kışlarda ipek bir mintan gibi
Üşütür ince bulutları kırık kanatların rüzgarı
Yıl boyu ağır bir uykuya dalar ve hiç uyanmazlar bir daha
Kendisi olmanın tuzağında yanmanın sonu
Birikir tozuyan küller gibi hırçın bileklerimde
Sayısız künyesi halvet olamadıklarımın

Sevgilim sen o çok çabuk hızlanan trenlerin kıyısız vedası olma
Beni kendi gözlerimin ayazının kimseli sahibi kıl
Sevgilim her uzak bir dağın adıyla başlar, gerimde dur
Yavaşlar yalnızlıklar mesafeler arttıkça
Susmanın acı kiliminde dokunmuş ipliğin o sesinle
Sevgilim, seninle tertipsiz bir mutluluğa benziyor her şey
Batıni kalemlerin çizdiği gök döşeği bir hayata
Suskun manalardan geçmiş kelimeler bazı akşamlardan

Hüseyin Köse
“taşlara düğüm” adlı şiir kitabından..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir