Her 5 gençten biri sanal mobbing kurbanı!..

Snapchat’te iğrenç fotoğraflar, Instagram’da çirkin yorumlar, Facebook’ta sahte profiller ve WhatsApp’ta aşağılayıcı videolar.. Sanal taciz ya da başka bir ifadeyle siber mobbing sorunu, internet platformlarında farklı biçimlerde ortaya çıkabiliyor. Yeni bir araştırma, internet tacizlerinin yeterince ciddiye alınmadığını ortaya çıkardı. Araştırmacılara göre her 5 geçten biri sanal mobbinge maruz kalıyor.

Uluslararası Güvenli İnternet Günü, bu yıl 7 Şubat’ta kutlandı. NTV’de yer alan habere göre Güvenli İnternet Günü’nün odak noktasında bu yıl da sanal mobbing konusu var. İnternet üzerinden yapılan saldırılar, yeni ortaya çıkmış bir sorun değil. Yeni olan, toplumun bu konuyu henüz yeterince tartışmaya başlamış olması. Bu çerçevede düzenlenen Güvenli İnternet Günü de 2009 yılından beri sanal mobbingi odak noktasına koyuyor.

Pazar Araştırmaları Enstitüsü Toluna’nın düzenlediği bir anket, internet tacizlerine ilişkin çarpıcı bir sonuç ortaya koydu. Sanal kullanıcıların yüzde 87’si internet tacizlerine gereken önemi vermiyor. Klicksafe.de temsilcisi Peter Widlok, “Siber mobbing giderek artan mobil internet kullanımı nedeniyle hala tartışmalı bir konu.” diyor.

Bir Avrupa Birliği inisiyatifi olan Klicksafe, Almanya’da Güvenli İnternet Günü’yle bağlantılı aktiviteleri koordine ediyor. Bu kapsamda 7 Şubat salı gününden itibaren insanları bu konuda daha duyarlı hale getirme amacı taşıyan “Mobbingi Durdurma Haftası” başladı.

Gençler arasında iletişimin büyük bir kısmı online düzlemde gerçekleşiyor. Widlok’a göre gençlerin maruz kaldığı mobbing hem analog hem de dijital formlarda da meydana geliyor. Widlok, “Önünde ‘sanal’ sıfatı olmayan mobbing artık yok denecek kadar az.” ifadelerini kullanıyor.

Siber Mobbinge Karşı Birlik’ten Uwe Leest’e göre bu faktörler arasında bir yanda internetin çoğaltıcı etkisi, diğer yanda ise sanal ortamda içerik silmenin zorluğu yer alıyor. Kaba içerikler müthiş bir hızla yayılıyorlar ve bu içeriklerin kaydedilmesi, değiştirilmesi ve aktarılması her zaman ve her yerde mümkün olabiliyor.

Bir diğer sorun da anonimliğin ket vurma eşiğinin düşmesine neden olması. Birçok fail, eylemlerinin yol açacağı sonuçların farkında olmuyor, çünkü bu sonuçları idrak etmiyorlar. Leest, “Gözyaşları görünür değil. Böylece kurban yerde yatıyor olduğunda psikolojik refleks durmakta başarısız oluyor.” değerlendirmesinde bulunuyor.

Bunu sorunun tam cevabını vermek imkansız, çünkü sayılar değişiklik gösteriyor. Mobil servis sağlayıcı Vodafone ve kamuoyu araştırması enstitüsü YouGov’un dünya çapında gerçekleştirdiği bir internet araştırmasının verilerine göre halihazırda her beş gençten biri siber saldırıların kurbanı olmuş durumda.

Adını kısa süre önce duyuran Güneybatı Medya Pedagojisi Araştırma Ağı’nın 2016 yılında gerçekleştirdiği “Gençlik, Enformasyon ve (Multi-)Medya” adlı araştırması ise 12-19 yaş arasında olan her üç gençten birinin tanıdık çevrelerinden bir kişinin siber mobbinge maruz kaldığını fark ettiğini ortaya koyuyor. Araştırmada katılımcıların yüzde 8’i de bizzat siber mobbingin kurbanı olduklarını ifade ediyor. Araştrımaya göre sanal mobbing kurbanı olanlar arasında kız çocuklarının oranı erkek çocuklarına göre daha yüksek.

Freiburg Üniversitesi Hastanesi’nde nörobiyolog ve psikoterapist olarak görev yapan Joachim Bauer, “Beynin ağrı merkezlerinin bu tür dışlama ve hakaretlere tepki verdiğini nörolojiden biliyoruz.” diye konuşuyor. Bu ağrılar Bauer’e göre ancak agresif ya da depresif davranış vasıtasıyla fark edilebilir bir hal alıyor.

Bauer, “Özgüven duygusu yoğun biçimde etkileniyor. Etkilenenler kendilerini utançtan geri çekiyor.” şeklinde konuşuyor. Birçok kurbanın içinde bulundukları agresifliği başka kişilere yansıtması da yaşanabilen bir vaka olduğunu belirten Psikoterapist, “Yani bu kişiler hem kurban hem de fail oluyorlar.” diyor.

Bauer’e göre sorun teşkil eden konu, gençlerin sosyal medyayı kendilerini ifade etmek için bir çeşit sahne olarak kullanıyor olmaları. Bauer, “Bunlar bir hakaret platformu haline geldiklerinde insanlarda bir kırılma yaşanıyor.” ifadelerini kullanıyor. Bauer, ebeveynlerin çocuklarıyla bu tür platformların avantajları ve riskleri hakkında konuşmalarını ve internette kendileriyle ilgili detayları çok fazla paylaşmamalarını tavsiye etmelerini öneriyor.

Bu grup, süreçte çok önemli bir rol oynuyor. Çünkü ilk saldırılar bu grupta yankı bulduğu takdirde gerçek birer mobbing ya da sanal mobbinge dönüşebiliyorlar. Çatışma Kültürü Önleme Programı’ndan Franz Hilt, “Bunlar ya sohbetlerde tezahürat yapan alkışçılar ya da ‘yeter artık’ diyen savunmacılar.” diyor.

Yardım hattı Kedere Karşı Numara’dan (Nummer gegen Kummer) Nina Pirk ise “Fail sonuçta takdir ve faaliyeti için bir sahne arayışında.” değerlendirmesinde bulunuyor ve gözlemci kitlesinin faile olan ilgisinin başka yöne çevrilmesi gerektiğini savunuyor.

İnternet üzerinde yapılan mobbing toplumun tamamını ilgilendiren, genciyle yaşlısıyla herkesin başına gelebilecek bir sorun. Siber Mobbinge Karşı Birlik’ten Uwe Leest, “Bizi hangi yaş gruplarından insanların aradığına inanamazsınız.” diyor.

Profesör Bauer’e göre ise iş yerlerinde de çalışma arkadaşları arasında sanal saldırılar gerçekleşiyor. Mobbing kurbanlarının hastalandıkları için işe gidememeleri sık rastlanan bir durum. Buda siber mobbingin aynı zamanda ekonomik bir sorun olduğunu da su yüzüne çıkarıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir