Gurbete Mektup!..

Karların şehri Erzurum’dan gurbetin ülkesi Almanya’ya, selamların en güzelini yollayarak başlıyorum satırlarıma. Buralarda havalar da umutlar gibi soğuk. Erzurum’a kış geldi, beyaz bir örtü kapladı her yanı. İnsanlar, kabuklarına çekildi.

Hava, çıplak; artık ısıtmıyor yürekleri, duyguları..

Bilemiyorum Almanya’da şimdi hangi mevsim?.. Fakat benim mevsimim kış.

Sen de gurbete gideli, hüzün çöktü yüreğime. Bilirim gurbetin sızısını. Ömrüm geçti gurbet yollarında. İnsan, doğan güneş gibi heran gurbete yelken açıyor.

Vatan hasreti hiç yaşamadım. Herhalde günbegün çökertiyordur duyguları. Gurbette, güne değil hasrete uyanıyor insan. Gün geliyor gurbette, vatanın ismine hasret kalıyor insan.

İnsanlar yabancı, konuşmalar uzak, anne şefkatinden mahrum..

Bu mektubu yazarken, aklıma, tanıştığımız ilk günler düştü.. İstanbul’da, bir sonbahar günü, amansız ve zamansız rüzgârın kabarttığı dalgaların dövdüğü sahilde tanışmıştık.

Nereden bilebilirdim, yine bir sonbahar havasında gideceğini. Eskiden ‘aramıza dağlar girdi’ diyordum; şimdi ülkeler girdi…

İstanbul’da ben gurbette, sen sılada.. Şimdi ben sılada, sen gurbette..

Ne güzeldi lise yıllarımız! İkimizin de hedefi vardı. Üniversiteyi kazanıp okuyacak, ülkemiz için hizmet edecektik. İsteklerimiz gerçekleşti ve üniversiteyi kazandık. Bu defa şehirler ayırdı bizi.

Kazandığımız bölümlerden memnun olmamıştık ki önce sen üniversiteni değiştirdin sonra da ben. Kadere bak ki ikimizin arasına giren şehirler, bu defa kavuşmamıza vesile olmuştu. Kaderimizin aynı olacağı buradan belliydi.

Sevmek, kutsaldı. Üniversitede, denizin azgın dalgaları arasında sevmiştin birini.. Kavuşmak için çok mücadele verdin ama olmadı. Hayatın ırmağına bırakmıştın sevmeyi.

Sana anlatamadım ama ben de sevdim bir kere yanarak. Tıpkı senin sevmen gibi oldu.. Sonu da başlangıcı da aynıydı. Kaderlerimiz birbirine benziyor. Sevdamız, Erzurum’la bütünleşen kar gibi saftı..

Sen benden hep bir adım öndeydin. Üniversiteyi de önce bitirdin ve gittin. Her şeyi bir telefonla öğrendim. Soğuk kış havası, ikimizi bir bıçak gibi ayırmıştı. Sana o zaman söyleyememiştim fakat yaban ellere gitmeni hiç istemedim.

Kim gurbet dese, içimi garip bir sis bulutu kaplar. Sevemedim, ısınamadım gurbete…

Aslında bu hayata da ısınamadım..

Sıcaklığın eksileri dövdüğü bu şehirde, umutlarımızı kar tanelerine saklıyoruz.

Çocuklar kartopu oynuyor… Almanya’ya da kar yağıyor mu; çocuklar, kar topu oynuyor mu?

Hava soğuk, dışarı çıkmaya kimseler kolay kolay cesaret edemiyor. Güneş, yüzünü gösterse de sıcaklığını hissettirmiyor. Senin anlayacağın, bu mevsimde sessizlik hâkim.

Mektup, sana ne zaman ulaşır; bilemiyorum. Mektubumu aldığında, tandırda pişen ekmeğin buğusu gibi seni sıcacık saracağına inanıyorum. Bu mektup, uzun bir aradan sonra yazdığım ilk mektubum. Bilirim, gurbette gelen bir mektubun ne anlama geldiğini..

Mektubumu aldığında, senden cevap bekliyorum. Artık gökyüzünün maviliğine her baktığımda, senden bir haber bekleyeceğim.

Karların şehri Erzurum’dan gurbetin ülkesi Almanya’ya, ülkemin sıcacık sevgisi ile umudunu yolluyorum..

Emrullah Bayrak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir