Gölgen düşüyor

Hüznümü dağlara verdim
almadı.
Gönlümü satayım dedim
taliplisi çıkmadı.
Çilemi anlatayım dedim
dinleyen olmadı.
Ben de yalnızlığı seçtim…

Her şeye gölgen düşüyor;

Farkında mısın?..

Zamanı, durdurmamı isteme benden. Gidişine gücüm yetmedi, zamana hükmetmeye yetmez gücüm. Ben sitemlerimi sana gönderiyorum;

Ya sen kime?..

Zamanın altında ezilirken ses çıkarmıyorum. Değişimin habercisini bekliyorum.

Biliyor musun yüreğim nice zamandır kıpırdamıyor!..

Oysa güneş her gün doğuyor, batıyor ama ben farkında değilim. Yaptığım tek şey, yüreğime düşenleri kalemime yazdırmak..

Yaz kalemim!..

Bir ihanetin hikâyesini yaz..

Sevenlerin, sevilmediği bir dünyada, ayrılıkların gölgesinde yaşayanları yaz. Seviyorum deyip habersiz gidenleri yaz. Gecenin koyu karanlıklarında, yüreğini aldatanları yaz. Mevsimleri zamansız yaşayıp güneşi unutanları da yaz.

Kadir kıymet bilmeyip, sonradan pişman olanları yaz. Duygularını gözlerine yükleyenleri de yaz. Hırslarının kurbanı olanları yaz. Makam-mansıp sevdasına düşenleri yaz. Yüz yüze konuşamayıp arkadan konuşanları da yaz.

Yaz kalemim!..

Sevdasını paraya satanları yaz. Bir zulüm görünce gözlerini kapatanları, yüreklerini karartanları da yaz. Kör kurşuna kurban giden hesapsız hayatları yaz. Her gece, anne-baba diye yeri-göğü inleten çocukların feryatlarını yaz.

A’râf Suresi 179. Ayet’teki “Biz cehennem için cinlerden ve insanlardan öyle kimseler yarattık ki onların kalpleri vardır ama bu kalplerle idrâk etmezler, gözleri vardır onlarla görmezler, kulakları vardır onlarla işitmezler. Hasılı onlar hayvanlar gibi, hatta onlardan da şaşkındırlar. İşte asıl gafil olanlar onlardır.” denilenleri de yaz.

Sen yaz ki ben rahat edeyim, sen yaz ki ben huzura ereyim, sen yaz ki ben yaşadıklarımı anlatayım. Sen yaz ki ben bir sesleniş yollayayım, sen yaz ki çığlıklarım boşa düşmesin..

Gölgen düşüyor dedim. Üzerimde hala gölgen var. Kurtulamıyorum senden. Sanki iki kişi yaşıyoruz. Yürüdüğüm yalnız sokaklarda, bir ben varım bir de üzerime düşen gölgen..

Mevsim kış ve hava soğuk; etrafım alabildiğine bembeyaz. Toprağın ve yeşilin tonları yok ama belirtileri var. Yeniden dirilecekler yeryüzünde.

Fakat senin, benim gönlüme doğma ihtimalin yok..

Gecenin çılgın sessizliğini, kara trenin düdüğü bozuyor. Biliyor musun; benim ülkemde umutlar, tren sesine bağlanmış.

Tutsak yürekler, ne zaman bir güvercin görse sevdalanır gökyüzüne.. Umut içinde bekleyen insanlar, ne zaman bir tren sesi duysa kalpleri yerlerinden fırlayacakmış gibi olur. İyi yada kötü; sadece bir umut.

Evet sadece bir umut..

Zamanın dar kalıpları arasında, kapımı aralayamıyorum. Yürekten yanarken yansıyan sadece acı bir tebessüm.

Bir umut düşün, hiç sonu gelmeyen. Bir yol düşün, göz kamaştırıcı ama alabildiğine uzun. O yolda bir yolcuyum. Yürüdükçe yanan, yandıkça kavrulan..

Anlatamam, yüreğimden damlayan sızımı. Kanar, kanadıkça da ağlarım. Duygularımın tek şahidi gözyaşlarım..

Trenin raylarında yürüyorum, bir o yana bir bu yana..

Zaman zaman sendeliyorum, düşmemek için zorlanıyorum. Önümden giden gölgeni yakalamak için koşuyorum.

Ama her defasında üzerime siniyor.

Tam çıldırmak üzereyken gölgen düşüyor..

Emrullah Bayrak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir