eksik hali

Bir keresinde sıcak tutmuştu evlerin dışı
Aklıma koyduğum sınırı geçtiğimde

Dedim ki, kuş yağmura dökülür üşürse hızar gürültüsünden
Heycanlı yapraklar esenlik verir ve kar
Eriyen adamlara kapılıp gitmek içindir

Üstümde sağır tuğrası hükümlerin
Gece olmak gözlerde uykular dağılmışken

İşte öyle bir beyazlık kaç rengin acemisi bir gök
Konkav bir düşüm vardı, ortası çukur, kenarından yürüdüm hep
Bir yalnızlık şubatıydı dünyadan görülenler
En tepeye çıkmıştık, çünkü orada;
Rüzgarının gölgelere doymuştu ağzı
Şiirimizin dilinde asbestli kelimeler
Narın çokluğunda yoksulluk günlerinde
Bir taneden diğerine göç ederken tam
Bekleyişler yorgunuduydum, merak üzre ölen saat

Örme kazak mevsiminde yufka bekleyişlerin
Sen bilirsin çılgınlığın en mubah zamanları
Bir uçağın ilk suç sahanlığımıza çarptığı andı
Kış da olsa bir şeyler ısıtırdı dışını evin
Karın yağışıyla martıların kıyıda eksilen hızı
İçdeniz bahçesiydi kalbin sonraki yıllar için binlerce unutuş
Kısık sesle dinlediğimiz ne varsa şarkılardan
Öyle bir sessizlikten geçerek geriye bir bir çözerek günleri
Her aşk gibi tektik her ayrılık gibi sonsuz
Çıldırasıya bir yalnızlığın çıldırasıya kimsesizliği

Bir keresinde yosun tutmuştu gecenin içi
Rüyasından geçtim dirildim
Her kanamalı gerçeğin dışındayım artık

Hüseyin Köse
“taşlara düğüm” adlı şiir kitabından..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir