Dağlara Flüt..

Bil ki seven bir adamın soluğu
Çamın iğnesi gibi kanatır teni
Ama sen yine de beni
Ucu sönük bir kibritin hacizli alevi bil
Ateşi demiyorum fark ettiysen, alevi
Çünkü alev, ateşi enkaza götüren sevinçtir!
O halde sevincin kıl beni, ağlamaklı bırakma
Üsteleme, nasılsa düşünce kendini büyütür
Merak balığı yüzdürür sulardan önce

Sen yine de beni
Uzun menzilli bir dağın kesilmez soluğu bil
Cüret bakışlı biri yirmili yaşlarında
Otuzunda bir sıcağın toprağa gömülü dili
Kazaya açık bir yol ağzı engerek gözlere kapılırken
Ben doğarken odalarda yaşlanmış biri
Düşmeye nazlanmış yaprağın gölgesi yere
Herkes böyle nereye gitmiş gece bunca huzurken
Dalgasına yürürken aylar ve sokak kedileri…

Sevgilim, her kuyu bir ihanet yıldızlara
Su’dan bir yanıtta gizlediğinden kendi derinliğini
Mevsimler, ağaçlar, kuşlar, bu rüzgâr sonra
Yağmurlar ki bitkinliğin kararmış göğünden
kalma bir güzellikle yağıyor,
Işığın tepedeki beyaz ucu gibi ansızın kirlenirken tüm şehir
Tutunmak da böyle bir şey değil mi zaten birinin soluğuna
Beni kıpırdamadan anla, durma, sadece birik
Benden sana kil olan bu menzilde…

Hüseyin Köse, Gece,
25-26 Ağustos 2015

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir