Bekleme, bekletme can

Bekliyor ama gelir mi sevdiği bilinmez
İki avucu arasında kalmış çenesi, alnındaki çizgiler artık silinmez
Bekliyor yine, bekler hep gelincik düşleri içinde
Umutlarıyla birlikte uzaklaşıyor hayatı, sönen bir yıldız kuyruğunun içinde,
Tarladaki boynu büyük başaklarda gezinir gibi elleri
İkindi çoktan geçmiş, yatık ışığı güneşin, kamaştırır gözleri

Akan çeşme başında suya hasret kalmış
Bilemediği dertlerine çareler aramış,
Talihi dersen; belki çölde kalmış kutup ayısı
Belki bir papatyadaki beşinci sevmiyorum
Daha bitmeden satırlar, paragrafların hepsini içmiş
Sayfalar tüm ağırlıklarıyla üzerinden geçmiş

Heyhat!
Bahçesindeki çiçekler solalı çok olmuş,
Yaslandığı çınarın gölgesi yok, dalları hepten kurumuş,
Farkında değil, cümleler biteli, sevdalar gideli çok olmuş
Bekliyor yine, bir ümit, belki gelir yenileri
Altlarından ırmaklar akan yerler umudunda
Hep ben mi beklenir, beklemek gaye midir hedef mi
Toprağın bedeni beklediği gibi midir
Işıklar hepten kırmızı, yeşile ne zaman döner bilinmez
Kırılır eline aldığı her şey: geleceği, umutları, kanatları
Hep gidişler zamansız, beklemeler hep ansız
Uç uç böceği kanatlarında kalmış aklı,
Sokak lambalarına aşık pervane böceklerinde
Hırlayan köpek gibi ruhu daralmış bu gece
Sakin olmak ne haddine, uslu durmak nasıl bir şey
Korkar olmuş kendinden, kendi gölgesinden
Elleri sarar olmuş kendi boğazını, sıkar bırakmaz
Nefessiz kaldı kendi kendine, sıkar bırakmaz
Uzar gölgeler, uzar zaman, uzar mekan
Kabarır birazdan, kirpi gibi dünyalar
Oysa baharlar vardı yarınlarda, daha dün hayallerinde
Oyuncağını aldılar, kalmadı gücü, mecali
Göz torbacıkları dolmuş, patlamış ağlamaktan
Korkar olmuş hayattan, sensiz yaşamaktan
Biter belki de, uyanır aniden bu hayattan
Bıkmış artık, gece gündüz hep uyumaktan
Bekleme, bekletme can

Sait Çıkrıkçı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir