Aşşık eneke..

Aşşık eneke.. Çocukların oynadığı aşıkların en büyüğü ve en güzeli. Toprak zeminde oynanan aşşık, kemik oyununun çizgi, taladi, tokana ve takkıç türleri bulunuyor. Çizgi oyununda bir metre çapında daire içerisine yan yana dizilmiş aşşıklar, ‘eneke’ denilen ve özel dizayn edilmiş aşşıklarla vurularak çizgi dışarısına çıkarılmaya çalışılır. Oyuncular, çizgi dışarısına çıkardıkları aşşıkların sahibi olur.

Taladide yan yana dizilen aşşıklara, eneke aşşıklarla belirli mesafeden vurulmaya çalışılır. Tokanada ise yine aşşıklar yan yana dizilir ve uzak mesafeden eneke atılır. Atılan aşşık, ayak boyundan uzun olmalıdır. Vurulan aşşık, çizginin bulunduğu yer ile aşşığın gittiği yer arasındaki mesafe bir adımdan fazla olmalıdır. Bu mesafeden vurulursa aşşık atanın olur.

Takkıç oyununda ise 3-4 adım sayılarak ebe çizgisi çizilir. Ebe çizgisine paralel ayrı bir çizgi daha çizilir ve aşşıklar burada burun buruna dizilir. Aşşık düz konulduğunda düz kısmı ‘takkıç’, biraz daha çukurlu olan alt kısmı ise ‘mire’ olarak isimlendirilir.

Bu oyunda aşşıkların dizildiği yerden çizgiye enekeler atılır ve kimin enekesi çizgiye en yakın ise o oyuncu oyuna ilk başlar ve böylece sıralama belirlenir. Oyuncular, başlama sıralamasına göre aşşıklarını atarlar ve dizili aşşıkları vurmaya çalışırlar. Oyuncu enekesini atar aşşıkları vurursa ve enekesi takkıç gelirse oyun biter ve aşşıkların tamamını kazanmış olur.

Türk tarihinin en eski dönemlerinden bugüne ulaşan birçok oyundan biri olan ‘aşşık oyunu’, bugün hâlâ Orta Asya’nın muhtelif bölgelerinde benzer adlarla oynanmaya devam eden, Türkiye gibi bazı ülkelerde de değişik şekillere bürünen millî bir oyundur.

Bu oyun, ismini koyun, kuzu ve keçilerin arka bacaklarındaki diz ekleminde bulunan aşık kemiğinden almaktadır. Dört köşesi bulunan aşık kemiği, oldukça dayanıklıdır ve eski zamanlarda insanlar tarafından oyun aracı olarak kullanılmıştır. Bu oyun bugün hâlâ en eski şekliyle Kırgızistan ve Kazakistan gibi Orta Asya Türk cumhuriyetlerinde oynanmaktadır. Bununla birlikte, Anadolu’daki misket, bilye, gülle gibi adlarla anılan bazı oyunlara ilham kaynağı olduğu düşünülmektedir.

Aşık kemiğinin ‘cuk, tok, allı, kazak’ olmak üzere dört yüzü vardır. Yerdeki kemiklere atmak üzere ayırdığımız aşık kemiği, büyük olanlar arasından seçilir ve ağır olması için içerisine kurşun dökülebilir. Bu kemiğe ‘elcik’ veya ‘enek’ denilir. Yere atılan kemik dört farklı şekilde durabilir ve yukarı gelen, göğe bakan kısmının şekline göre muhtelif adlar alır. Aşık kemiğinin daha yatay, enli olan kısmının çukur tarafı yukarı geldiğinde ‘aç’, tersi gelirse ‘tok’ adını alır. Dar olan kısmın çıkıntılı tarafı üst kısma gelirse ‘kıt’, tersi gelirse ‘bey’ adını alır. Bu adlar Kazakçada ‘şige, büge, alşı, täyke’ şeklinde söylenir.

Yine Anadolu’da misketlerle oynamaya alışık olduğumuz bir şekil, aşık oyununda da vardır. Yere bir çukur açılır, veya bir çocuğun bağdaş kurarak oturabileceği büyüklükte bir daire çizilir ki bu alana ‘zıda’ adı verilir. Bu alan, içerisine çizilen çizgi üzerinde en az 10-15 tane aşık kemiğini alacak kadar geniş olmalıdır. Dairenin içerisine sırayla kemikler –kazak tarafları üste gelecek şekilde– dizilir. Sonra oyuncular enek adı verilen el aşıklarıyla yerdeki kemiklere atış yaparlar, içeriden çıkardıkları kemikleri kazanırlar. İlk atış daire dışındaki mesafeden yapılır; fakat diğer atışlar, dairenin hemen kenarından, eneği baş parmakla işaret parmağının arasına sıkıştırarak yapılır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir