Allahuekber Çiçekleri..

Anı dolu şiirler. 

22 Aralık 1914 – 5 Ocak 1915 Sarıkamış harekatı.. Erzurum’da her taraf bembeyaz örtüyle kaplı, yine içini ısıtır bir nebze olsun bu saflık, ellerini morartır..

Salon sıcak ancak gözler hep nemli ve donuktur. Göz bebeklerin perdede donmuştur seyrederken. Yine kar, tipi, boran ve yalnızlık, yokluk, çaresizlikten onbinlerce Mehmet’in donarak Hakka yürüdüğü o an. Ve hüzünle başlayan bir plan.

Tarihler nasıl çabuk yol alır, neye çare arar bilemem..

İşte 2003 yılı ilkbaharında o gün.. Yüzlerce araçlık konvoyda ERVAK, onlarca stk, valilik ve 9. Kolordu Komutanlığı önderliğinde binlerce gönüllü erkek, kadın, genç ve çocuk, uzun, zahmetli ve yorucu bir yolculuk..

Ama araçlar içinde, sabırlar son demde herkes Allahuekber dağının zirvesinde.. Marşlar, şiirler, ağıtlar yankılanıyor en yüksek perdeden gecenin karanlığında..

Çadırlarda ve uyku tulumları içinde sıcak çay yudumlarken donar mıyız düşünde. Beyaz, yeşil örtüyle dolaşanları gören genç hakikatler.. O fecir vaktinde şehitler tepesine tırmanan binlerce insan ve onları karşılayan binbir renkteki ilk kez gördüğümüz ve adını bilmediğimiz kır çiçekleri.

İşte sabah duamızı birlikte yaptık bu ulu secde üzerinde. Siz ebediyyen varolacaksınız elbet..

Allahuekber çiçekleri, kokunuz kaldı yüreğimde…

Allahuekber Çiçekleri

Şurada bir asker uzanmış yatıyor bak, karlar üzerinde
Binlerce askerin önünde ve kardan daha beyaz yüzü
Çelik yay gibi gerilmiş Sarıkamış’ın çivi kesen ayazında
Veda ederken en yüce makamla vatan uğruna
On binlerce gönül gurbette, gözler takılı semaya

Mutluluk olmaz elbet kurşun hedefi bulmadan
Oysa iplik iplik dokunan sevgiyle ilerlediniz
Birleşerek vasıl oldunuz bu ulvi mekana
Yıldırmadı sizi azap hattından yayılan ne kin ne işkence
Yolcularını öpüp uğurladı bir bir kar taneleri sessizce

Annesi yok muydu yerde serilmiş, soluksuz yatan bu gencin
Yavuklusu, eşi ya da kim bilir kaç çocuğu
Kalleşçe bir tuzakta sebep; asık suratlı bulutlar ve ısırgan otu.
Hepiniz gençsiniz yakışıklı, kahraman ve de yiğit
Ölüm herkesin başında siz; vatan için şehit.

Selam durduk binlerce kez huşu ile huzurunuzda
Ellerinizi sıktık birer birer o el ki; kocaman dağ kadar
Melekler doldu dünyaya kapanan pencerelerinizden.
Yaşanmasın bir daha asla böyle talihsiz bir bilmece
Gönlümüze su serpen; yattığınız yer sonsuz bir ulu secde

Düşlerinizde gördünüz mü acep bu hazin seferi
Ak olan kar değil, giydiğiniz pamuktan da beyaz kefeni
Aşkınızı ne Mecnun bilir ne Ferhat anlayacak
Yıldızlar yanıp sönerken her birinizin adına
Tarih sizi gömdü Al bayrağın yıldızına

Binlerce renk ve kokuyla bu ıssız mabet; bir hayat iksiri
Başımızda taçsınız siz Allahüekber Çiçekleri.

Alaattin Akyüz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir